
Ziyaret ettiğimiz kliniklerde ilk dikkatimizi çeken şey şuydu: tek bir koltuğu yönetmek için üç, dört farklı yazılım kullanılıyordu. Bir sistem randevuyu tutuyordu, bir diğeri dosyayı, üçüncüsü faturayı gönderiyordu, dördüncüsü hastaya geri gelmesini hatırlatmaya çalışıyordu. Hiçbiri öbürüyle konuşmuyordu. O köprüyü resepsiyonist kuruyordu — aynı bilgiyi her birine günde üç, dört kez yeniden yazarak.
Daha iyi bir araç yapılmış olmalı diye düşündük ve araştırdık. Birden fazla ülkede diş klinikleri, estetik merkezler, göz doktorları ve aile hekimleriyle konuştuk. Hepsi aynı yamalardan oluşan yapıyı kullanıyordu. Bu dağınıklığı toparlayacak diye çıkan platformlar ya gerçek klinik iş akışını karşılayamayacak kadar geneldi — diş hekimi için diş haritası yok, estetisyen için öncesi/sonrası galerisi yok — ya da tek bir uzmanlıkta o kadar derine dalmıştı ki pratiğin geri kalanı yine tablolara dönüyordu.
O yüzden kendimiz geliştirdik. Ne bir sağlık CRM'i ne de üzerine randevu modülü eklenmiş bir EHR. Bir kliniğin gerçekte nasıl işlediği etrafında tasarlanmış, bütünleşik bir klinik işletim sistemi: koltuğunda uzmanlığa duyarlı, ön büroda operasyonel, ay sonunda finansal — ve tüm bunların altında aynı veri. Platform, hangi kliniğin kullandığına göre yüzünü değiştirmeyi öğrendi: diş için diş haritaları, estetik için fotoğraf galerileri, oftalmoloji için görme testleri. Ama altta yatan kayıt, denetim izi ve faturalama motoru hep aynı kaldı.
Hâlâ inşa ettiğimiz şey bu. Çoğu yazılım şirketi zamanla finans odaklı hale gelir ve koltuğu değil sözleşmeyi optimize etmeye başlar. Buna karşı durmak için bilinçli kararlar aldık: varsayılan olarak açık veri dışa aktarımı, müşterileri tek bir satıcının yol haritasına hapsetmemek için çoklu yapay zeka altyapısı ve arkasında duramayacağımız uyumluluk iddialarında bulunmamak. Önce klinik gelir. Sözleşme onu takip eder.



HIPAA uyumlu





GDPR uyumlu


